Okuyarak ve dinleyerek İngilizce öğrenmek

Okuma İpuçları

Klasik Kitaplarda İngiliz İngilizcesi ile Amerikan İngilizcesi

Colour mı color mı? Autumn mı fall mı? Klasik kitaplarda karşılaşacağınız yazım ve kelime farklarına dair pratik bir rehber — ve neden ikisinin de tamamen doğru olduğu.

Güncellendi Haziran 2026

İki İngilizce, Tek Kütüphane

İngilizce klasik edebiyat okuduğunuzda, aynı dilin her zaman aynı görünmediğini — ya da aynı duyulmadığını — kısa sürede fark edersiniz. Bir romanda *colour* yazılır; bir başkasında *color*. Bir karakter *lift* kullanır; bir diğeri *elevator*. Acaba yanlış versiyonu mu öğrendim ya da bunlardan biri diğerinden daha mı "doğru" diye merak edebilirsiniz.

Dürüst cevap şu: hiçbir versiyon yanlış değil. İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi, ikisi de tam anlamıyla gelişmiş, uluslararası alanda saygı gören standartlardır. Aralarındaki farklar çoğunlukla yüzeyseldir — yazım kalıpları, birkaç kelime değişikliği ve birkaç dil bilgisi tercihi. Altta yatan dil bilgisi, ritim ve zenginlik ise aynı dildir. The Reading Corner'daki kütüphane hem İngiliz hem Amerikan yazarları içerir; bu yüzden okudukça doğal olarak her iki türle de karşılaşırsınız.

Bir taraf seçmek zorunda değilsiniz. Hem İngiliz hem Amerikan İngilizcesinde rahat olan okurların gerçek bir avantajı vardır: klasik ve modern edebiyatın tamamını takılmadan okuyabilirler. Farkları, endişelenecek hatalar olarak değil, biriktirilecek kelimeler olarak görün.

Fark Edeceğiniz Yazım Farkları

En göze çarpan farklar yazımda görülür. İşte başlıca kalıplar, gerçek kelime çiftleriyle örneklenmiş:

-our ve -or

İngiliz İngilizcesi, Fransızca etkili eski yazımı *-our* ile korur: *colour*, *honour*, *favour*, *neighbour*. Amerikan İngilizcesi ise *u* harfini atmıştır: *color*, *honor*, *favor*, *neighbor*. *-our* yazımıyla Jane Austen, Charles Dickens ve Thomas Hardy'de sürekli karşılaşırsınız. *-or* yazımıyla ise Mark Twain, Edith Wharton ve F. Scott Fitzgerald'da karşılaşırsınız.

-ise ve -ize

Birçok fiil İngiliz İngilizcesinde *-ise* ile biter — *recognise*, *apologise*, *organise* — Amerikan İngilizcesinde ise *-ize* ile — *recognize*, *apologize*, *organize*. (Not: *-ize* eki İngiliz İngilizcesinde de yaygın olarak kabul görür; dolayısıyla aynı İngiliz metninde bile her ikisini görebilirsiniz.) The Reading Corner'da kelimeye dokunduğunuzda, hangi yazımı görürseniz görün tanım aynı olacaktır.

-re ve -er

İngiliz İngilizcesi *centre*, *theatre*, *metre* ve *fibre* gibi kelimelerde sonu ters çevirir. Amerikan İngilizcesi ise *center*, *theater*, *meter* ve *fiber* kullanır. Bu fark, 19. yüzyıl İngiliz romanlarında mekân ve yer betimlemelerinde sıkça karşımıza çıkar.

İkiz ünsüzler ve diğer küçük farklar

  • *travelled* (İngiliz) ve *traveled* (Amerikan)
  • *programme* (İngiliz) ve *program* (Amerikan)
  • *tyre* (İngiliz, tekerleğin üzerindeki lastik anlamında) ve *tire* (Amerikan)
  • *grey* (İngiliz) ve *gray* (Amerikan)
  • *catalogue* (İngiliz) ve *catalog* (Amerikan)

Bu çiftlerin hiçbiri cümlenin anlamını değiştirmez. Kalıbı bir kez tanıdığınızda, okuma hızınız hiç yavaşlamaz.

Kelime Farkları — Aynı Şey, Farklı Sözcük

Kelime farkları daha ilginçtir, çünkü aynı nesne ya da kavramın tamamen farklı bir adı vardır. Bunlar, bağlamsız ortaya çıktıklarında okuru gerçekten şaşırtabilir. İşte klasik ve erken modern metinlerde en sık karşılaşacaklarınız:

  • *lift* (İngiliz) ve *elevator* (Amerikan) — binadaki hareketli kabin
  • *autumn* (İngiliz) ve *fall* (Amerikan) — yaz ile kış arasındaki mevsim
  • *flat* (İngiliz) ve *apartment* (Amerikan) — daha büyük bir binanın içindeki ev
  • *pavement* (İngiliz) ve *sidewalk* (Amerikan) — yolun kenarındaki yayalara ait kaldırım
  • *biscuit* (İngiliz, kuru, tatlı ya da sade bir fırın atıştırmalığı) ve *cookie* (Amerikan)
  • *post* (İngiliz) ve *mail* (Amerikan) — evinize teslim edilen mektup ve koliler
  • *chemist* (İngiliz) ve *drugstore* ya da *pharmacy* (Amerikan) — ilaç satın aldığınız yer
  • *holiday* (İngiliz, tatil anlamında) ve *vacation* (Amerikan)
  • *lorry* (İngiliz) ve *truck* (Amerikan) — eşya taşımak için kullanılan büyük araç
  • *underground* ya da *tube* (İngiliz) ve *subway* (Amerikan) — yer altından geçen şehir demir yolu sistemi

Klasik edebiyatta bu kelimelerin çoğu gündelik sahnelerde geçer: mektup postalayan, asansöre binen ya da tatile çıkan bir karakter. Bir kelime sizi durdurursa, tanımı için ona dokunun. The Reading Corner'ın ardındaki bilim, kelimeleri bağlam içinde — aynı anda ses de çalarken — karşılamanın yeni kelime hazinesini özümsemenin en etkili yollarından biri olduğunu neden açıklar.

Dil Bilgisi ve Deyim Farkları

İngiliz ve Amerikan İngilizcesi arasındaki dil bilgisi farkları küçüktür, ama birkaçı klasik metinlerde düzenli olarak karşımıza çıkar.

Have got ve have

İngiliz İngilizcesi, Amerikan İngilizcesinin tek başına *have* kullandığı yerde sıklıkla *have got* kullanır. *I have got a letter for you* (İngiliz), *I have a letter for you* (Amerikan) ile tam olarak aynı anlama gelir. Her iki biçim de yazarın milliyetine göre klasik romanlarda görülür.

Topluluk adları

İngiliz İngilizcesi topluluk adlarını çoğul kabul eder: *The team are playing well* ya da *The government have decided*. Amerikan İngilizcesi ise bunları tekil kabul eder: *The team is playing well*. Hiçbiri hata değildir; sadece farklı bir gelenektir. Bunu en çok İngiliz gazeteciliğinde ve 19. ile 20. yüzyıl başına ait diyaloglarda fark edersiniz.

Deyimler ve kalıplar

Deyimler en çetrefilli kategoridir, çünkü tek tek sözcüklerden her zaman tahmin edilemezler. *I'll knock you up in the morning* diyen bir İngiliz karakter, *Seni uyandırmak için sabah kapını çalacağım* demek ister — tamamen masum bir kalıptır. Bazı Amerikan deyimleri ise, tam tersine, İngiliz kulaklarına tuhaf gelir. Bir deyim sizi durdurduğunda, onu yararlı bir keşif olarak görün. Ne kadar çok okursanız, her iki türe karşı o kadar doğal bir sezgi geliştirirsiniz. Burada işe yarayan taktikler için okuyarak İngilizce kelime nasıl öğrenilir rehberimize bakın.

Okurken Tür Farklarıyla Nasıl Başa Çıkılır

Bir sonraki sefer bir yazım ya da kelime farkı sizi duraklattığında işe yarayacak birkaç pratik strateji:

  • **Önce dokunun, sonra endişelenin.** The Reading Corner'da, tanımadığınız herhangi bir kelimeye dokunarak seviyenize göre derecelendirilmiş anlık bir tanım alabilirsiniz. Bu, ağız sözcükleri, eski moda kelimeler ve tür farkları için de aynı şekilde işe yarar.
  • **Sesi kullanın.** Bir İngiliz anlatıcının *colour* ve *honour* sözcüklerini, ya da bir Amerikan anlatıcının *color* ve *honor* sözcüklerini sesli okuduğunu duymak, yazım kalıbının bir listeyi ezberlemekten daha hızlı yerleşmesini sağlar. Anlatımın kelimeyi sabitlemesine izin verin.
  • **Kısa bir kişisel liste tutun.** *Pavement* sözcüğünün *sidewalk* anlamında kullanıldığını ilk kez gördüğünüzde, not edin. On ile on beş değişiklikten oluşan bir liste yeterlidir — ondan sonra beyniniz otomatik olarak tahmin etmeye başlar.
  • **Çalıştığınız şeyi değiştirmeyin.** İngilizce dersiniz ya da sınavınız İngiliz İngilizcesi kullanıyorsa, ona bağlı kalın. Ama keyif için okurken, Amerikan yazarlardan ya da tersinden kaçınmayın. Maruz kalmak bir avantajdır, sorun değil.
  • **Merak ediyorsanız yazarın milliyetine bakın.** Mark Twain'in Amerikalı, Thomas Hardy'nin ise İngiliz olduğunu bilmek, kitaplarındaki bir dizi yazım ve kelime tercihini anında açıklar.

Daha üst seviyelerde (B2 ve üzeri), tür farkları akıcı okuma sırasında neredeyse görünmez hale gelir. B1 ya da B2 seviyesindeyseniz ve farklar sizi hâlâ yavaşlatıyorsa, bu tamamen normaldir — odaklı okuma pratiği, tam da o açığı kapatan şeydir.

Her İki İngilizce de Sizi Bekliyor

Kütüphanedeki klasik kitaplar, İngilizce konuşulan dünyanın her yerinden yazarlar tarafından yazıldı. Jane Austen ve Charles Dickens İngiliz İngilizcesiyle yazdı. Mark Twain ve Louisa May Alcott Amerikan İngilizcesiyle yazdı. Her ikisini de okumak bir karmaşa değil — edebiyat aracılığıyla İngilizce öğrenmenin gerçek keyiflerinden biridir. Sonunda, tek bir türe bağlı kalan bir öğrenciden çok daha geniş ve esnek bir dil kavrayışına sahip olursunuz.

Bu yüzden bir sonraki sefer bir bölümde *colour*, bir başkasında *color* gördüğünüzde, gülümseyin. İngiliz dilinin en zararsız ve en ilginç gerçeklerinden birini fark etmiş oldunuz. İkisi de doğru. İkisi de sizin.

Bunu uygulamaya geçirmeye hazır mısınız? Tüm kütüphaneye göz atın ve bir kitap seçin — İngiliz yazar ya da Amerikan, fark etmez. İhtiyacınız olursa her kelimenin sizi bekleyen bir tanımı var ve ses sizi baştan sona taşıyacak.