Klasik İngilizce Cümleleri Neden Bu Kadar Uzun Gelir
Charles Dickens, Jane Austen ya da Thomas Hardy'nin bir romanını açıp tek bir cümlenin sizi olduğu gibi yuttuğunu hissettiyseniz, yalnız değilsiniz. 19. yüzyıl yazarları fikirleri, kayıtları ve gözlemleri; virgüller, noktalı virgüller, tirelerle ve sonsuza dek sürüyormuş gibi görünen yan cümlelerle bir arada tutulan tek bir görkemli yapının içine sıkıştırmaya bayılırdı.
Bu üslup bir kusur değildir; dönemin edebi modasını ve eğitimli yazarların incelik ile karmaşıklığı göstermek isteyişini yansıtır. Ama İngilizce öğrenen çağdaş bir okur için bunaltıcı gelebilir. İyi haber şu ki, hikâyeyi takip etmek için her yan cümleyi çözümlemenize gerek yok. Bir avuç pratik teknik, karşılaşacağınız neredeyse her cümlede sizi öteye taşıyacak.
Teknik 1 — Önce Ana Özneyi ve Yüklemi Bulun
İngilizcedeki her cümlenin, ne kadar uzun olursa olsun, bir iskeleti vardır: bir ana özne (eylemi yapan kişi ya da şey) ve bir ana yüklem (o öznenin yaptığı ya da olduğu şey). Geri kalan her şey (kayıtlar, betimlemeler ve ek fikirler) bu kemiklerin üzerindeki ettir.
Uzun bir cümleye rastladığınızda, ayrıntıları özümsemeye çalışmadan önce onu hızlıca ana özne ve yüklem için tarayın. "Kim ne yapıyor" bilgisini bir kez edindiğinizde, çevredeki malzeme aniden çok daha kolay yerine oturur.
Örneğin şu uydurma cümleyi ele alalım: "Mrs Hartley, though she had lived in the village for forty years and was considered by most of her neighbours to be a woman of sound judgement, could not, even now, make up her mind." Virgüllerin arasındaki her şeyi sıyırıp atın; geriye şu kalır: "Mrs Hartley could not make up her mind." İşte öz budur. Geri kalan her şey ek renktir.
Hızlı alıştırma: bir cümle sizi durdurduğunda, başka bir şey okumadan önce özneyi altını çizip ana yüklemi yuvarlak içine alın. Yalnızca bir saniye sürer ve yapıyı hemen sadeleştirir.
Teknik 2 — Virgülleri ve Noktalı Virgülleri Nefes Alma Noktaları Olarak Görün
Klasik nesirde noktalama bir süs değildir; yazarın odağını kaydırdığı ya da yeni bir düşünce eklediği gerçek duraklamaları işaret eder. Virgül genellikle kısa bir kayıt ya da ara söz getirir. Noktalı virgül, her biri tek başına cümle olabilecek, yakından ilişkili iki fikri birleştirir. Tire ise beklenmedik ya da vurgulu bir şeyi imler.
Okurken her virgülü ya da noktalı virgülü küçük bir nefes gibi görün. Orada zihinsel olarak duraklayın, az önce okuduğunuzu işleyin ve sonra devam edin. Cümlenin tamamını aynı anda kafanızda tutmanıza gerek yok. Her noktalama işareti, kendinize yetişmeniz için bir davettir.
Dinleyerek okuyorsanız bu yaklaşım özellikle doğaldır. Seslendirmeci aynı noktalarda nefes alır ve yeni bir öbek her başladığında size bir ses işareti verir.
Teknik 3 — Yan Cümleleri Zihinsel Olarak "Park Edin"
Yan cümle, bilgi ekleyen ama cümlenin asıl noktası olmayan bir kelime öbeğidir. Çoğu zaman "which", "who", "although", "because", "when", "as" ya da "having" gibi kelimelerle başlar. Genellikle virgüller, tireler ya da parantezlerle çevrilidir.
Bir yan cümleyle karşılaştığınızda onu zihinsel olarak "park edebilirsiniz"; ilk okuyuşunuzda üzerinden atlayın, ana cümleyi kavrayın ve sonra ek ayrıntıyı almak için geri dönün. Klasik yazarlar yan cümleleri zenginlik katmak için kullandı, ama can alıcı olay örgüsü bilgisinin bulunduğu yer nadiren burasıdır.
- Bir öbek tireler ya da parantezler içine alınmışsa, neredeyse her zaman bir ara sözdür; cümleyi onsuz okuyabilir ve yine de asıl noktayı anlayabilirsiniz.
- "which" ya da "who" ile başlayan cümleler, hemen öncesindeki adı betimler ya da niteler; resmi zenginleştirir ama asıl eylemi değiştirmez.
- "although" ya da "even though" ile başlayan cümleler bir karşıtlığı imler; karşıtlığın var olduğunu not edin, sonra onu izleyen ana cümleye geçin.
Teknik 4 — Yapıyı Seslendirmenin Ortaya Çıkarmasına İzin Verin
The Reading Corner'da elinizdeki en güçlü araçlardan biri, seslendirmenin ta kendisidir. Yetenekli bir seslendirmeci her kelimeyi aynı hızda ve perdede okumaz; cümleleri sesiyle biçimlendirir, ana cümlede yavaşlar, ara sözlerde tonunu düşürür ve daha fazlasının geldiğini imlemek için noktalı virgülde hafifçe yükselir.
Bu sesle biçimlendirme, sizin için yorumlama işini yapıyor demektir. Seslendirmeci duraklayıp tonlaması düştüğünde, muhtemelen cümlenin ya da büyük bir cümle sınırının sonundasınızdır. Hızlı ve alçak sesle okuduğunda ise, muhtemelen bir yan cümleden, yani tamamlayıcı bir şeyden geçiyordur. Kendinizi bu öbekleyişi duymaya alıştırmak, uzun cümlelere dair sezginizi geliştirmenin en hızlı yollarından biridir. Yapıyı sesli işitmekten beyninizin neden bu kadar yararlandığını anlamak isterseniz, seslendirmenin anlamaya neden yardımcı olduğunun ardındaki bilim okumaya değer.
Pratik ipucu: okuma eşliğinde bir cümle kafanızı karıştırırsa sesi durdurmayın. Seslendirmenin sizi cümlenin sonundaki noktaya kadar taşımasına izin verin, sonra cümleyi sessizce yeniden okuyun. Çoğu zaman önce işitmenin, yazılı hâli anında yerine oturttuğunu göreceksiniz.
Teknik 5 — Dinledikten Sonra Bir Kez Yeniden Okuyun
Özellikle yoğun bölümler için, dinledikten sonra tek bir yeniden okuma, öncesinde yapılan birkaç kafa karışık denemeden çok daha etkilidir. Beyniniz artık cümleyi insan sesiyle biçimlenmiş hâliyle işitmiş, genel anlamı özümsemiş ve yazılı kelimeleri çok daha az dirençle yeniden işleyebilir hâle gelmiştir.
Bu bir zayıflık işareti değildir; elinizdeki iki girdi biçiminin verimli bir kullanımıdır. Araştırmalar tutarlı bir şekilde, dinleme ile okumayı birleştirmenin anlamayı, ikisinin tek başına yapacağından daha fazla pekiştirdiği fikrini destekler. Her iki katmanı da bilinçli olarak kullanın.
Ana Fikri Yakalamak Yeterlidir
İşte klasik nesir okumakla ilgili en içiniz rahatlatan şey: akıcı ana dil konuşurları bile uzun bir Viktorya cümlesindeki her yan cümleyi çözümlemez. Ana fikri yakalar, destekleyici ayrıntıdan genel bir izlenim alır ve devam ederler. Hikâye yine anlamlıdır. Duygu yine yerine oturur.
Cümlenin kimin hakkında olduğunu ve ne olduğunu (ya da ne hissedildiğini, ya da neyin betimlendiğini) anladıysanız, cümleyi anlamışsınız demektir. Kendinizden kusursuz bir cümle cümle çözümleme beklemek ne gerçekçi ne de gereklidir; üstelik bu, okumayı bir deneyimden çok ödev gibi hissettirir.
İngilizceniz büyüdükçe (özellikle yoğun okuma yoluyla) beyniniz karmaşık söz dizimini otomatik olarak, hiç çaba harcamadan işlemekte daha hızlı hâle gelir. Sıradaki kitabınızı seçmeden önce bunun nasıl gerçekleştiği ve size en çok hangi seviyenin uyduğu hakkında daha fazlasını okuyabilirsiniz. Süreç tedricidir ama gerçekten de birikimlidir: bitirdiğiniz her kitap, bir sonrakini kolaylaştırır.
Hiç kimse her cümleyi çözümlemez. Ana fikri yakalamak, okumaktır. Seslendirmeye güvenin, ana yüklemi bulun ve devam edin; akıcılık, her cümleyi parçalamak için durmaktan değil, ileriye doğru ivmeden doğar.
Tekniklerin Kısa Bir Özeti
- Önce ana özneyi ve yüklemi bulun — ayrıntıyı okumadan önce cümleyi iskeletine indirin.
- Virgülleri ve noktalı virgülleri nefes alma noktaları olarak görün — her seferinde bir öbeği işleyin.
- Yan cümleleri zihinsel olarak park edin — ilk okuyuşta atlayın, ayrıntı için sonra geri dönün.
- Seslendirmecinin öbekleyişinin size yol göstermesine izin verin — sesle biçimlendirme, gözlerinizin çözmekte zorlandığı yapıyı ortaya çıkarır.
- Dinledikten sonra bir kez yeniden okuyun — bir cümleyi önce işitmek, yeniden okumayı çok daha kolaylaştırır.
- Ana fikri kabul edin — asıl noktayı anlamak gerçek bir anlamadır; dilbilgisini şema hâlinde çizmenize gerek yok.
Klasik edebiyat harcanan çabaya değer. Dilin zenginliği, karakterlerin derinliği ve hikâyelerin verdiği keyif; cümlelere doğru araçlarla yaklaşırsanız orta seviyede bile hepsi erişiminizdedir. Kütüphaneye gidin ve ilginizi çeken bir klasik seçin. Seslendirme sizi beklediğinizden daha öteye taşıyacak.